Sosyalizm

Astronot

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi

Neil Armstrong

Hücre çekirdeği

Ansiklopedi 22 Mayıs, 07:11'de eklendi

FETÖ askeri okula nasıl sokmuş

FETÖ’ye yönelik “ankesör soruşturması” kapsamında 14 Mayıs’ta tutuklanan jandarma astsubay üstçavuş Alperen Çatlı hakkında “silahlı terör örgütü üyeliği”suçundan iddianame hazırlandı. Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı’nın yeğeni olan Çatlı’nın ankesörlü telefon ve sabit hatlardan arandığı, astsubay okuluna örgütün yardımıyla girdiği iddia edildi.

Hürriyet’ten Mesut Hasan Benli’nin haberine göre; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanıp Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianamede, şüpheli Alperen Çatlı’nın Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yaptığı belirtildi. İddianame HTS kayıtlarının incelemesinde şüphelinin kendi adına kayıtlı telefondan 2015’te Ankara’daki dört büfe – market tarzı işyerlerine kayıtlı sabit hatlardan 28 defa arındığı, şüphelinin arandığı dört farklı sabit hattan değişik rütbelerdeki 274 jandarma astsubayının da arandığının tespit edildiği iddia edildi.

İTİRAFÇI İFADESİ

Şüphelinin, 2012 – 2014 arasında da babası adına kayıtlı olan ancak kendisinin kullandığı cep telefonu üzerinden Ankara’da yedi büfe – market tarzı işyerine kayıtlı sabit kontörlü hatlardan 10 defa arandığı, ayrıca GATA sıhhıyeci astsubay S.S ile ardışık aramasının olduğunun tespit edildiği belirtildi.

İddianameye göre, itirafçı Yasin E. ifadesinde Çatlı’nın kendisini FETÖ’nün astsubay ve subay yetiştirme evleri sorumlusuyla tanıştıran kişi olduğunu öne sürdü.

OTELDE TOPLANTI İDDİASI

Çatlı’nın astsubay olmadan önce Yasin E. ve örgüt üyeleriyle FETÖ’nün örgütsel toplantılar yaptığı Yozgat Sorgun Büyük Termal Otel’de konakladığı belirtilerek özetle şöyle denildi:

“Şüpheliyle otelde konaklayanların tamamının sonradan TSK bünyesinde subay/astsubay olarak girmiş olmaları ve darbe teşebbüsü sonrasında örgüt bağlantısı nedeniyle ihraç edilmiş olmaları dikkate alındığında, otelde örgütsel toplantı amacıyla konaklama yapıldığının, şüphelinin astsubay okuluna örgütün yardımıyla girdiğinin değerlendirildiği, oteldeki örgütsel toplantı tarihiyle sınav ve başvuru tarihleri arasındaki uyumun da şüphelinin örgütün yardımıyla sınava girerek kazandığına işaret ettiği, şüphelinin cep telefonuyla sabit kontörlü/ankesörlü telefonlarla yaptığı görüşmeler dikkate alındığında FETÖ/PDY’nin mahrem hizmetler sınıfına tabi olduğu anlaşılmıştır.

Şüphelinin örgütün hiyerarşik yapısı içinde yer alarak ve örgütle organik bağ içinde örgütsel eylemlerinin çeşitlilik ve süreklilik gösterdiği böylece üzerine atılı silahlı terör örgütüne (FETÖ) üye olma suçu işlediği anlaşılmıştır.”

Çatlı ise ifadelerinde kendisine yönelik suçlamaları reddetti.

——————————————————————————————————————–

Hücre çekirdeği ya da nükleus, ökaryot hücrelerin çoğunda bulunan zarla kaplı bir organeldir. Hücrenin genetik bilgilerinin çoğu, hücre çekirdeğinin içinde katlı uzun doğrusal DNA molekülleri ile histon gibi birçok proteinin bir araya gelerek oluşturduğu kromozomlarda bulunur. Bu kromozomların içindeki genler hücrenin çekirdek genomunu oluşturur. Hücre çekirdeğinin işlevi bu genlerin bütünlüğünü devam ettirmek ve gen ekspresyonunu düzenleyerek hücre işlevlerini kontrol altında tutmaktır. Çekirdeği çıkarılan her hücre bir süre sonra ölür.

Çekirdeğin ana yapı elemanları, organelin tamamını kaplayan çift katmanlı bir zar olan ve içindekileri hücre sitoplazmasından ayrı tutan çekirdek kılıfı ile hücrenin tamamına destek sağlayan hücre iskeletine benzer ve çekirdeğe mekanik destek sağlayan ağ yapısındaki hücre lâminasıdır. Birçok molekülün çekirdek kılıfından geçememesi nedeniyle, moleküllerin hareketini sağlamak için çekirdek gözenekleri gerekir. Bu gözenekler çekirdek kılıfının her iki katmanını da geçer ve küçük moleküller ile iyonların serbest dolaşmasını sağlayan bir kanal oluştururlar. Proteinler gibi daha büyük moleküllerin hareketi daha kontrollüdür ve taşıyıcı proteinler tarafından kolaylaştırılan etkin bir taşıma işlemi gerektirir. Gözenekler sayesinde olan hareket hem gen ekspresyonu hem de kromozom sürekliliği için gerekli olduğundan çekirdek taşınımı hücre işlevi için çok büyük önem taşır.

Her ne kadar hücre çekirdeği içinde zarla kaplı cisimler bulunmasa da içindekiler aynı yapıda değildir ve özgün proteinler, RNA molekülleri ve DNA kümeleri gibi daha küçük cisimler bulunur. Bu cisimlerin içinde en çok bilineni ribozomların birleşmesinde görev alan çekirdekçiktir. Ribozomlar, çekirdekte üretildikten sonra sitoplazmaya taşınır ve orada mRNA’yı dönüştürürler.

Hücre çekirdeği bulunan ilk organeldir ve 1802’de Franz Bauer tarafından tanımlanmıştır.Daha sonra 1831 yılında İskoçyalı botanikçi Robert Brown tarafından Linnean Society of London’da yapılan bir konuşmada daha ayrıntılı olarak tanımlanmıştır. Mikroskopla orkideleri inceleyen Brown çiçeğin dış katmanlarındaki hücrelerde gözlemlediği donuk alana areola ya da nükleus (çekirdek) adını vermiştir.Ancak olası bir işlev önermemiştir. 1838 yılında Matthias Schleiden hücre çekirdeğinin hücrelerin oluşmasında rol aldığını önererek hücre kurucu anlamına gelen sitoblast adını kullanmaya başladı. Sitoblastların etrafında yeni hücrelerin biriktiğini gözlemlediğine inandı. Hücrelerin bölünerek çoğaldığını göstermiş olan ve pek çok hücre tipinde çekirdek olmadığına inanan Franz Meyen bu görüşe şiddetle karşı çıkıyordu. Hücrelerin sitoblast ya da başka yolla baştan oluşması düşüncesi, hücrelerin yalnızca hücreler meydana geldiği paradigmasını (Omnis cellula e cellula) yayan Robert Remak (1852) ve Rudolf Virchow’un (1855) çalışmaları ile tezat oluşturuyordu. Hücre çekirdeğinin işlevi belirsiz olarak kaldı.

1876 ve 1878 yılları arasında Oscar Hertwig, deniz kestanesi yumurtalarının döllenmesi üzerine yayımladığı çeşitli çalışmalarında sperm çekirdeğinin oosit içine girerek çekirdeğiyle kaynaştığını gösterdi. Bireyin tek çekirdekli bir hücreden gelişebileceği bu çalışmalar ile ilk defa olarak önerilmiştir. Bu teori Ernst Haeckelin, bir türün tüm soyoluşunun (phylogeny) embriyo gelişmesi sırasında tekrarlandığını, ve bu süreçte ilk çekirdekli hücrenin de Monerula adı verilen yapısız öncül mukus kütlesinden (Urschleim) yeniden oluştuğu teorisi ile çelişiyordu. Bu nedenle döllenme için sperm çekirdeğinin gerekliliği uzun bir süre tartışılmıştır. Ancak Hertwig gözlemlerini amfibyumlar ve yumuşakçalar gibi diğer hayvan grupları üzerinde de doğruladı. Eduard Strasburger de aynı sonuçlara bitkiler için ulaştı (1884). Bu çalışmalar hücre çekirdeğine kalıtımda önemli bir görev verilmesi fikrine yol açmıştır. 1873 yılında August Weismann kalıtımda ana ve baba eşey hücrelerinin eşdeğerde olduklarını koyutunu ileri sürdü. Hücre çekirdeğinin genetik bilgiyi taşıma işlevi ancak daha sonraları, mitoz bölünmenin keşfinden ve Mendel yasasının 20. yüzyılın başlarında tekrar bulunarak kalıtımda kromozom teorisinin oluşturulmasından sonra açığa kavuşmuştur.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sosyalizm

Sosyalizm

0
0
25 Mayıs, 11:51
Astronot

Astronot

0
0
25 Mayıs, 11:31
Neil Armstrong

Neil Armstrong

0
0
24 Mayıs, 09:47
YSK’yı kim kurdu?

YSK’yı kim kurdu?

0
0
16 Mayıs, 21:07
Pyotr İlyiç Çaykovski

Pyotr İlyiç Çaykovski

0
0
17 Nisan, 20:46
Kim Jong-un – Kimdir?

Kim Jong-un – Kimdir?

0
0
16 Nisan, 22:39
Diyabet – Nedir?

Diyabet – Nedir?

0
0
16 Nisan, 18:24